Wednesday, March 24, 2010

BAŞLIK YAZMAYA KORKUYORUM


Geçen gün şöyle bir haber okudum hangi gazeteydi  tam olarak hatırlamıyorum. Olaylar silsilesi şu şekilde tezahür ediyor;  Adamın biri seneler evvel yabancı bir hayat kadınıyla ilişkiye giriyor, o gün bugündür aids oldum korkusu yaşıyor.Ancak adam ne test yaptırmış ne de aids olup olmadığı hakkında bir netlik var. Adam nerdeyse on sene bu şekilde test mest yaptırmadan aidsmiyim, değilmiyim, yoksa neyim diye yaşamaya (buna yaşamak denirse, kendiyle cebelleşmeye) devam ediyor. En sonunda da artık bu korku o kadar içini kemiriyorki dayanamayıp intihar ediyor.

Gerçekten sözün bittiği yer tamda orasıymış, inanamadım. Neyse aslında çok boktan ve depresif bi konu ama vücudumun muhtelif yerlerindeki bütün algı ve çakraları açmış bulunması sebebiyetiyle bu konuya parmak basmak istedim. Adam fiziken belki son derece sağlıklı hatta 30-40 sene daha ömrü var. Ama zaten ruhen hayatını devam ettirmesi kesinlikle imkanlar dahilinde gelmedi bana. İnsan hayatında bu kadar büyük korkularla nasıl yaşar ki? Zaten 3 adet kaçınılmaz son var:

  • ya kafaya huniyi, üstüne arkadan bağlamalı beyaz gömleği çekip, seri bi şekilde en yakın mental disorder kliniği boylar
  • ya bu korkuları yüzünden çekilmeeeez, uyuuuuz, gıcıııık, antipatiiik,geçimsiiiiz, kendini beğenmiiiş,ama egomanyaklığı her zaman baki, yalnızlığı da daimi surette yanında kar kalacak bir tırsak olur.
  • ya da atacağı herhangi bir adımın olası iyi, kötü, berbat, muhteşem veya orta karar sonuçlarından allah gibi korktuğu için yerinde seker durur.
 Bilmiyorum acep daha göt kadarken ağzımızı açtığımız anda ''ağzına biber sürerim'' diye korkutulmaktan mıdır? İki hiperaktif hareket üstüne; ''yaramazlık yaparsan seni yoldan geçen bohçacı, sütçü ve benzeri outdoor serbest meslek erbabına hibe ederim'' diye tehdit edilmekten midir? Acaba beni gerçekten anam babammı doğurdu, yoksa cami avlusundan mı aldılar paranoyasından mıdır?

Biraz daha serpilip ilköğretim çağına geldiğimizde de durum içinde bulunulan hal ve şartlara istinaden şu şekilde uyarlanır gider; Uyuz sınıf öğretmeni ( sınıf öğretmeni de ne demekse) soru sorduğunda aman yanlış cevap verirsem götü boklu aliyle sümüklü dilararararaaaaa beni refuze edermi? Bugün çıkışta servis amcanın servisinde en arka sıraya kurulsam, söz konusu oturağın seri katil maliki mertcan azımı burnumu kırarmı? Burnumu karıştırdığımda içinden çıkan türbe yeşili mutantı fırlatsam, aşık olduğum çocuğun alnının orta yerine yapışırmı?

Azıcık daha yol alıp tiineycır periyoda geldiğimizde; ona aşık olduğumu bi cesaret yazılı, sözlü, veya şarkılı, türkülü ( biraz sezen, biraz ibo soundlu veya jamboncoviden always, mariah carey'den my all yada your still the one i ruuuuuun to, the one that i bilooongg to eşliğinde) ve hatta aracılı veya aracısız söylesem, 30 kişilik gansta grubunu toplayıp benimle alay geçerlermi? Cemlen yatsam mıııııı, yatmasam mıııı?  Yattığımı duysalar arkamdan fahişe derlermi? (kesin derler aslında biliyorum ama bu olayın ehemmiyetini kaybetmesi ne kadar zaman alır?) Kız arkadaşım 17 yaşında hala sadece oyuncak ayı poposu değmiş bir bakir olduğumu, fakat bir hafta içinde herhangi bir masajcıda ilkdefa milli olacağımı öğrense, götüme tekmeyi basarmı? Cumartesi fridayse gitsek chicken fingersla beraber long island ice tea içsem param çıkışırmı? üstümdeki tommy hillfiger ın çakma olduğu çokmu bariz? Yatılan karıyla evlenimez eğlenilir, ben köyden 13 yaşında bakire alsam daha mı iyi? Üniversiteyi kazanamazsam ailem hala beni severmi?

Üniversiteye çok kuuul bir başlangıç yapılır. Artık o ana kadar olan hayatındaki bütün yaşadıkların veya yaşayamadıkların, yediğin veya yiyemediğin bütün dayaklar, bütün aptallıkların, bütün başarıların veya başarısızlıkların ve bütün eski arkadaşlarınla beraber aslında bütün korkularınında geride kalması için ilk şans tamda bu noktada eline geçer. Ama bu şansı ancak 17,18 yaşlarındayken muhteşem cesaret sahibi insanlar kullanabiliyo ne yazikki. Diğer bir seçenekde; biriyle çıksam çokmu off the market görünürüm?. Çıkmaya devam etsek diğer herifleri, karıları kaçırırımıyım? mezun olsam acaba en geç 3-5 ay içinde iş bulurmuyum? masterda yapsammmı?Kız arkadaşımla günde 5 defa sex yapıyoruz ama ben yine de onla ciddi düşünmem, nede olsa köyden el değmemiş sipariş yolda geliyomu? Acaba onu sevdiğimi söylesem çok mu cepte olurum? Daha önceki kız arkadaşıma, erkek arkadaşıma, anneme, babama, amcama, teyzeme, anneane,dedeme sevdiğimi söylediğim gibi onada onu sevdiğimi söylesem oda beni bırakıp gidermi? diye hala debelenip durmaktı ki o trende kaçtı.

Artık okul bitti iş güç hayatı, sorumluluklar, karmaşa aman aman hayat üstüme üstüme geliyorrr, ne yapacağım? Bu ikinci şans bundan sonrasıda ele geçmez. Tam bu aşamada; korkularla yerinde saymak yerine, saldım çayıra mevla kayıra, nolucak dünyanın sonumu kafasına girmeyen hiçbir insan evladı nihai mutluluğa ulaşamadı, ulaşamaz, ulaşamayacak! Tam tersi senaryoyu yazıyorum; işe girsem 3-5 ay içinde idare müdürü 7-8 ay içinde genel müdür en geç bir sene içinde de ceo olurmuyum? Burdan aldığım maaşla 5-6 sene içinde studio flat, 8 10 sene içinde de yalı sahibi olurmuyum? Ekonomiye bir türlü kafam basmıyo, ekonomist sevgilime sorsam beni aşağılarmı yada gözünde gerizekalı, kültürsüz bi embesil olurmuyum? Bu saydıklarım en azından bir süre için yapıcı korkular olabilir.

Ama artık 27, 28, 30 ve hatta o eşiği çoktan geçmiş eşşek kadar insan olupta;
Acaba birini sevsem, bağlansam beni terk edip gider mi?
Acaba biriyle beraber olsam, müstakbel fahişeleri kaçırır mıyım?
Acaba bunla devam etsem, daha yakışıklısını, daha güzelini, daha akıllısını, daha aptalını, daha manyağını, daha kontrollüsünü, daha krosunu, daha kültürlüsünü kaçırır mıyım?
Bi soru sorsam bilmediğimi anlarmı? iyi bişey söylesem kaçar gidermi? Habire sorun yaratmazsam beni çat diye bırakırmı? İlk gecede versem, beni bidaha aramaz mı? İçimi açşam gördüğünden korkar kaçarmı? Fazla açılsam, çokmu savunmasız kalırım? vs. vs. sorunsallarını artık bir şekilde kafada halletmiş olmak gerekiyor, çünkü aksi insanı;

Aslında çok götü kalkık ama içten içe zavallı gibi, aslında acayip kuuuul ama içten içe tam bir looser gibi, aslında acayip fucker ama içten içe iki eliyle bi sikini doğrultamaz gibi, aslında playboy ve ıssız ibne kafasında ama içten içe kendine güvensiz bi hıyar gibi, aslında sevdiği insanı başkasına kaptırdı kaptıracak; (hatta evlendirdi evlendirecek) ama hala o koca kafasıyla yiğitliğine bok sürdürmeden ortalıkta salınıyo gibi; ASLINDA HAYATTA YAPTIĞI HERŞEYİN DOĞRU OLDUĞUNU SANAN,  BİRŞEYİN DEĞERİNİ ANCAK ONU KAYBETİĞİ ZAMAN ANLAYAN, HER DEFASINDA AYNI HATAYI TEKRARLAYIPTA; KENDİ İÇİNİ (OLMAYAN BEYNİNİ) YALANDAN RAHATLATMAK İÇİN KENDİNE BAHANELER YARATAN YALNIZ OLMAYA MAHKUM KORKAK BİR DEBİL GİBİ GİBİ GİBİ gösterir.

Heyyt beee bu sabah öğrendiğim bir ilim bir irfanın verdiği gazla amma yazmışım, gene büyük rollerdeyim. ACABA BU KADAR KORKAK DAVRANMAYA DEVAM EDERSE NOLUR?

Friday, March 19, 2010

Feys

  
FEYSTE ağıma şöle bi yavru düşüremedim ne kadar yakışıklı bi herif bu yarebbim. 

LÜTFEN BU YAZIYI İSMAİL YK'DAN FEYSBUK FEYSBUK ADLI İŞİTSEL ŞÖLEN EŞLİGİNDE OKUYUNUZ.


Genelde ordan burdan alıntı, koyuntu yapmayı tasvip etmiyorum ama bazı bazı beğendiğim İŞLERE de yer vereceğimi  belirtmiştim. Dertli bir okur mektubu içimi parçaladı. Okuduğum anda vuruldum adeta bir sanat eseri, görsel harika, diary of a şizo... Neyse olaylar silsilesi şu şekilde gelişir;

Ablacığım, birkaç önce bir kafeye gitmiştim, orada çalışan çocuk çok ilgimi çekti ve bakışmaya başladık. Bir süre sonra ben ilk adımı attım ve tanıştık. Üniversite öğrencisiymiş, aynı zamanda bu kafede part time çalışıyormuş. Ben de onun gibiyim, çalışıyorum ve aynı zamanda açıköğretimden eğitimimi sürdüyorum...(bir elektriklenme, adeta kalbin kalple frekansının tutması)
  
Ayrıca kafelerde herif kovaliyacağına, kıçını kırıp ders çalısaydın, açıköğretim nedir asker kaçağımısın.

Bakışmalarımız devam etti, hatta birgün bana kahve ısmarladı.(Aferin yol yordam bilen, eli açık, helal süt emmiş bi genç) BEN BİR ADIM DAHA ATMAK İÇİN ONA FACEBOOKTAN MESAJ ATTIM, ÇOK SAMİMİ BİR CEVAP YAZDI. (bir sonraki adım facebook, insanlık için küçük, bizim kız için dev bir adım )

Beni arkadaş listesine eklemesini bekledim ama eklemedi. Belki çekinmiştir diyerek diyerek ben onu ekledim, kabul etti. AMA BİR DE NE GÖREYİM? PROFİLİNDE BİR İLİŞKİSİ OLDUĞU YAZIYOR!!(hahahhaah boyu devrilesice)

Ablacığım ben 24 yaşında, gayet bakımlı, güzel bir genç kızım. Çok hassas bir yapım var. Bu nedenle hayatımda hiçbir erkek arkadaşım olmadı.( Offf hassaslıktanmıdır acep? Bende ona yorucam bundan sonra, ''iyi bahaneymiş son 8 senedir çok hassasım vallaha, ondan date e çıkamıyorum'') Şimdiyse, daha doğru düzgün bir ilişki yaşamadan aldatıldığımı düşünüyorum. (Isn't it ironic?)

Bana aşkla bakıyordu, şimdiye kadar kimse bana öyle bakmamıştı. (Bende bundan sonra aşkla bakan adam istiyorum, ağzı açık ayran delisi gibi bön bön bakmasın mümkünse.) İçim yanıyor... Neden ondan bu kadar hoşlandım ki? Şimdi çok üzgünüm. Neden böyle yaptığını, neden canımı yaktığını anlamadım.


veeeeeeeeeeeee  muhteşem cevap, son noktayı koymuş;

Sadece teknoloji değişti, iletişim olanakları modernleşti.
Mektupların yerini internet ve cep telefonları aldı. (haşaaaaa ne münasebet; kokulu, öpcüklü, bi de romantik şiirli yavuklu mektubunun yerini hiçbir iphone, hiçbir blekberibold tutmadı, tutamaz.)Ama olay 40 yıldır değişmedi. Üzüntü ve gözyaşı hep aynı...( ve hatta muz kabuğu )

Sevgili kızım, bu genç adam sana yüz vermemiş, seninle buluşmak istememiş, pek çoklarının yaptığı gibi ona olan zaafından yararlanıp seninle ilişki yaşamamış. şimdi neden suçluyorsun onu? Kızım, ilk adımı atan sensin, FACEBOOK'TA ARKADAŞ LİSTESİNE EKLEYEN SENSİN. Oda seni kırmamak için kabul etmiş...     (bundan sonrasını ancak  antidepresanı inceden votkayla ezip, bileklere jilet atmak paklar.)

BENCE BU CEVAP KESİNLİKLE YA 50 YAŞINA GELİP  HALA 15LİK KIZ KOVALAYAN Bİ ERKEKTEN YADA TESTOSTERON ORANI TAVAN YAPMIŞ Bİ MANYAK TARAFINDAN VERİLMİŞ.

Saygılar & İyi haftasonları

Monday, March 15, 2010

Bencillik Çağı




Hayalimdeki bencil figürünü daha iyi anlatan bir fotoğraf olamazdı fffffoundladığım gibi koydum.

Yalnızlık, en azından mütemadi yalnızlık, bence içten içe bencillikten gebermek, insanlarla iletişim halinde olmaktan ödü patlamak, hayatında üç beş ya da daha fazla kişiyi tutabilmek için çaba sarfetmenin dayanılmaz ağırlığı altında ezilip büzülmek; aslında iktidarsız olup darbeli matkap edasıyla salınmak gibi, aslında gay olduğunu bilmek ama göt korkusundan millete çaktırmaya tırsmak gibi, aslında gay olmak ama utanmadan homofobik takılmak gibi, aslında o filmi hiç izlememiş, o kitabı hiç okumamış, o şarkıyı hayatında hiç duymamış olup googlayıp wikileyip osuruktan teyyare bilgilerle ona buna hava basmaya çalışmak gibi...

Kendi karakterinden, kendi hayatından yola çıkıp 71 milyon türkü, 1 milyar 330 milyon çinliyi hatta 6.805.000.0000  milyar dünyalıyı genellemek gibi...

Bir adet sikkodan ilüstrasyona milyonlarca anlam yüklemek, yeee kımooon madafaka sepya götüm bi fotoğrafa roman düzmek. Herhangi bir filmde, resimde, enstalasyonda, görsel, işitsel, otta bokta hayatın anlamını bulmak..ama yanıbaşında dikilen, bir süredir orda duran, aslında yıllardır hep yanında olan, ya da sanki yıllardır hayatında varolan diğerlerine hiç benzemeyeni, ya da bin senelik arkadaşını görememek, görmek ama anlayamamak, aslında ne yaşadığını , nasıl olduğunu sormaya tenezzül etmemek... sormaktan korkmak

Sürekli benim sevgilim, benim hayatım, ben bunu yaptım, ben çok yetenekliyim, ben çok zekiyim, ben buraya gitmek istiyorum, ben burada kalmak istiyorum, ben oraya gelmem, ben çok eğlendim, ben çok mutsuzum, ben çok açım, ben çok tokum, ben sıkıldım, ben hep kendimi dinler dinler düşünür düşünüüür kurarım.

Sakin kalmak, kalabalıktan uzaklaşmak, kendine zaman ayırmak, tek başına kitap okumak, tek başına uyumak bu yalnızlık değil bu kafa dinlemek, kendine vakit ayırmak, yalnız değil bir süre tek başına kalmak o kadar.

Yalnız kalmak , yalnız kalmak istemek en kolayı, bu bir tercih değil bi zayıflık. ZOR OLAN HAYATINDA BİRİNİ, BİRİLERİNİ TUTMAYI BAŞARABİLMEK, yerse!

Politik olmak, optimist olmak, güleryüzlü olmak, anlayışlı olmak, yalaka olmak, empatik antipatik, goygoycu olmak değil! GERÇEK OLMAK. Kesinlikle hayatında her zaman gerçek insanları var etmek, sadecece hafta sonları gece üçten beşe görüpte konuştuğun, öptüğün, s..tiin sürreal gereksiz illüzyonu değil, yanlış yaptığında eşşek yüküyle laf işiteceğin, doğru yaptığında suratında embesil bir gülümseme kondurucak gerçek insanları tutabilmek.

Gerçekten birşeyler yapmak, çabalamak. Karar verdim artık böyle yapmicam yada yapıcam diye kendini günlerce, aylarca dinleyerek, sittin sene veremeyeceğin sözler tutarak değil,  harekete geçerek, zamanla neler yapabileceğini göstermek.

Şu yaşıma kadar daha bir insan evladına seni seviyorum sözlerini sarfedememiş, hatta genelde insan sevmeyen biri olarak ben galiba sözlere asla inanmıyorum kimsede inandıramaz, insan gerçekten birşey yapmak istiyosa yapar, çabalıyorum, çabaladım ama olmadı hepsi kendi kendini hayal kırıklığına uğrattığın zaman götü kurtarmak için salladığımız boş laf.


Aslında bu yazıyı hiçkimseye yazmadım yada herkese yazdım. Ama yazarken 28 senedir beraber yaşadığım insanlara artık hiç inanıp güvenmediğimi farkettim, bitti... Enerjimi benden sürekli 1 buçuk metre boyumu 100 cm aşan olgunluk, yorgunluk, destek bekleyipte akıl sağlığımı ne kadar bozduklarını görmeyen iki bencil insana değil, 10 SENEDİR HAYATIMDA TUTMAYI BAŞARABİLDİĞİM 7 TANE  DELİYE ve de +1, -1 müstakbel ruh hastalarına vericem.


Biterken; yalnız diil ama tek başına, gerçekten tek başına; ruhunu sıkan bi baba figürü, tutarsız bir anne figürü olmadan kendine hayat kurmayı başarabilmiş insalara hayranım, mümkünse o kadar güçlü olmak istiyorum.

Çok büyük rollerdeyim; amma acıklı yazmışım, 15 dk içinde ayağıma taş bağlayıp fsm köprüsünden atliyacağım.

Thursday, January 28, 2010

Yeteksizsiniz Türkiye!




YETENEKLİ OLDUĞUNUZU NASIL ANLARSINIZ? 

Üç  ila beş arkadaş İkea evimizin herşeyine gidin, ordan herhangi bir çekmeceli ürün veyahut tv sehpası veya kütüphane edinin. Eve dönün ve kitapçıkta gösterilen şekilde aldığınız ürünü yapmaya çalışın. Bir kere bile isyan etmeyip, küfretmeksizin en kısa sürede bitiren arkadaşta cidden gelecek vaadeden bi yetenek vardır. Arkadaşım hem o kadar yolu git, hem o kadar parayı bayıl, sonra bide gel saatlerce uğraş babam uğraş. Eee ne anladım ben İsveç malından? Alırım 2 sunta 2 tahta hem kendim halis muhlis türk malı sehpalar, dolaplar yaparım, hem yoldan, zamandan kazanırım, hemde param cebimde kalır.

Bir yetenek avıdır gidiyo. Vatandaş sürekli bir performans ve hobi sergileme modunda. Ama gerçekten Yeteneksizsiniz Türkiye programı kadar Türkiye'nin sosyo-freak istatistik verilerini iyi veren bi program daha olamaz. Huzurlarınızda bu vesileyle Acunu tebrik etmek istiyorum. Herkes iyice yavaştan sıyırmaya başladı. Gider borusu çalarak müzik yapmaya çalışanlar, elini bir saat boyunca acıp kapatma yeteneğini halka arzedenler, yarebbim o rapçilere inanamıyorum zaten; garibim eascoastla westcoast bu kadar MC yi ömrü hayatında bir arada görmemiştir. Şarkıcı olmak isteyen ev kızları; bu kadar güzel sesli insan hadım edilen afrika kabilelerinden bile çıkmaz. Özellikle geçen haftaki bölümde bitane jimnastikçi abi vardı ki elastikiyet olarak yetenekli mi bilemicem ama üç denemenin üçünde de kameraya kafa atabilmek gerçekten çok büyük bi yetenek. 

Kapitülasyonlar altında aç susuz inim inim inlesek bile  kendine bu kadar güveni  ve kendini bu kadar gösterme rahatsızlığı olan bir vatandaş topluluğu ne medeniyetin beşiği bir Avrupa ülkesinde, ne kapilazmin kapitali amerikada bir statede, ne de beden ve ruh arasında dengeyi 400 sene önce bulmuş bir asya ülkesinde yoktur.

Aslında bu birazda turkish traditional yetiştirme tarzından ileri gelmekte. Biraz eli yüzü düzgün çocuğunuz varsa büyüyünce kesin türkiye güzeli olacak, birle biri iki sene erken toplayan çocuğunuz varsa kesin Einstein olucak, iki üç takliti kıvırabiliyosa kesin oyuncu olucak, azcık zarif dansedebilen çocuğunuz varsa kesin balerin olucak (ki benim acı gerçekle yüzleşmem 7-8 yaşlarında tam da bu noktada oldu; sumocudan hallice vücut ağarlığımla ne akla hizmetse bale kursuna yazılıcam diye tuturmuştum adını asla unutmam Etiler'deydi galiba Oya Bale Kursu'na yazılmaya gitmiştim ve ömrümün ilk ve en büyük refuzesini oldum. ''Çocuğunuz biraz gürbüzcene sanırım bale dans tipi ona uygun değil'' hahahah zavallı annemde kontenjan dolmuş yavrucuğum bari biraz az yede seneye yazılırsın demişti hahahaha.  BİDE GÖSTER OĞLUM AMCANA KISMI VARDI Kİ, ACABA O GÖSTEREN KİDDOLAR ŞU AN PORNO FİLM YILDIZIMI OLDU EN ÇOKTA BUNU MERAK ETMEKTEYİM.

Neyse premature halimden çıkıp biraz daha ergen halime dönelim; Bi rarkadaşımla 6-7sene önce cebimizdeki üç kuruşla  Galatasaray'daki fotograf evine fotoğraf kursuna yazılmıştık. İkimizde de sıfır profesyonel makineler, kesinlikle SLR dijitalle uzaktan yakında alakası yok hatta bende bi canon vardı (ama yonjaya fotoğraf atmak icin alel acele alınan dijitallerden) neyse onun manuelinde diyafram enstantane ayarı yapıcam diye geberiyodum ama cokta güzel fotoğraflar çekmiştik. Ama alnımıza yapıştırıp gezmemiştik. Şu an algılayamıyorum japon turist gibi herkesin boynunda kafam kadar birer canon veya nikon herkes fotoğrafçı,  herkes herkes her yaptını illa facebookunda halka arz edicek hey allahım. Valla benim en beğendim fotorafçılardan biri Emre Ünal'dır. (link veremiyorum yine websitesi kayıplarda bulamadım) hatta ilk tanıştığımda kendisinin o olduğunu bilmiyodum, öğrendiğim an çığlığı basmamla kızarması bi oldu, kızın ne yaptığı ortada ölüp gebermiyo ben buyum ben bunu yaptım demek için.

Bir ara herkes en sevdiğim film clocwork orange, requiem for a dream veya trainspotting diye dövme yaptırıyodu allahıma bin şükürki o furya geçti. Banane aradaşım senin ne sevdiğinden sorduk mu annamıyorum ki! Seneleeeeeer önce sonradan olma alternatif, ciks devşirmesi  bir  erkek arkadaşım vardı, allahım o tertemiz ipeksi saçlar, o byblos makosenler, o serdar ortaç şarkıları gitti, yerine (ki aslında olumlu bi değişim bence) radiohead fanı, nebağğğti yağla özenle şekillendrilmiş saçlı janki look zevzek geldi. 

Sürekli ''sen bunu seretmemişsindir sen bunu dinlemezsin sen bunu hayatta bilmezsin'' koçum senin yirmi bir yirmi iki yaşında keşfettiğin 2. ve 7. sanatı biz pusetteyken sindirdik. Millet Famecity'e oyun oynamaya giderken çok iyi hatırlıyorum birgün bile sekmeden ilk seastan son seansa kadar babamla İstanbul Film Festivali'ne giderdik. Ara yok bişey yok kah uyuyorum kah çişim geliyo, göt kadar boyum var o zamanlar ( şu an kesinlikle selvi) film çekçe, altyazı ingilizce, öndeki bantı okuyabilirsen nihayet türkçe. Neler çektim entelektüel olucam diye...

Neyse anılarımdan sizene. Bende mi kendini etiketleyip, pazarlayıp, halka arz etme hastalığına tutuldum acaba? 

Designerım modacıyım bölümü zaten içler acısı. Her 3 kişiden 4'ü designerım modacıyım. Rezalet dikiş, boktan tasarım ama ben yaptım oldu. Daha geçen gün 25 milyonuncu yan sanayisini gördüm; oturup bütüngün evde Murakami' nin 5 sene önce yaptığı bez bebeklerden dikip dikip satmaya çalışmıyolarmı kurşuna dizesim geliyo cidden.

Aslında insanın kendiyle ilgili yeni birşeyler keşfetmesi gayet başarılı bir hareket buraya kadar problem yok ama sıkıntı bunu illaki etiketlemek ve etrafındaki herkese göstermek aşamasında hortlamakta. Tamam bende günde 400 kez facebooka 600 kez twittera bakıyorum ama illa aman şunu yaptım aman bunu yaptım aman böyle yaptım demek ihtiyacı hissetmiyorum. 

Ayrıca insanların seni nasıl gördüğü değil senin kendini nasıl gördüğün önemli geri kalanı teferruat. İsteyen istediğini söylesin kesinlikle cesur ve MÜTEVAĞZIIĞ olunca zaten doğal olarak itici olmaktan çıktığınız için, asıl istenen beğenilmek ve farkedilmek amacına kısa yoldan ulaşmış olursunuz.

(Mütevağzı: Ben zaten kendimi gayet iyi biliyorum, insanların benimle ilgili ne düşündüğünü s.kime bile takmıyorum demek.)

Gelelim bu yazıyı asıl yazma sebebime; en yakınımdan, en uzakta olana, tanıdığım tanımadığım, yeni tanıştığım herkes ohaa sen aslında böyleymişsin neden öyle görünmüyosun,aa bunudamı yapıyodun, aa neden bunu daa önce sölememiştin demesinden sıkıldım.  Ben, şahsen, bizzat kendim , biraz kinder süprüz yumurta tarzı, (BİRAZ BİRAZCIK ÇOK ÇOK AZ) kapalı kutu insanları seviyorum ki kendimde bu çeneye rağmen öyleyimdir.  Şöyleki; bir insan hakkında herseyi bilirsen, sürekli onu yaptım bunu yaptım diye başının etini yerse hiçbi özelliği kalmamakla beraber bide kendini sandığı insan olmadığı ortaya çıkarsa o zaman cidden kı..la gülerim. Böylede felsefik bir cümleyle bitiriyorum. 

Ancak şuda bi gerçek; Çok yetenekliyim, çok kültürlüyüm, acayip komiğim, herşeyi biliyorum, oha ne kadar entellektüelim, politikayı benden sorun, aslında designerım ama free-lance fotoğrafçılıkta yapıyorum, zaman zaman webdesign da yaptığım olmuyo değil, sesim çok güzeldir bülbül gibi şakırım, acayip güzel bateri çalar, süper tango yaparım, her türlü sergi, konser ve artistik oluşuma ekseriyetle attendingim.

Wednesday, December 30, 2009

something, something



Barton Fink gibiyim muse um kaçtı....


Bir para babasına sırtımı dayayıp pop-alaturka albüm yapmak istiyorum..


İbo, Tancu ve 80li ve 90lı yıllarda yaşamış bütün erkekleri öpmüş Avşar kızı gibi geçmişe sünger cekip tesettürlü modacıdan giyinmek istiyorum. (bknz. rabia yalçın)


Erkek olup Halis Torpak amcazade gibi 3 senede bir ergen kız almak istiyorum.


Türkiyede banka hortumlayıp, tropikal adalarada offshore hesap açtırmak istiyorum.


Afla dağdan inip kendime 5000 TL aylık bağlatmak istiyorum.


Bülent Arınçı kozmik gaz odalarına gömüp, günde 24 saat cosmic girl dinletmek istiyorum.


Ayşe Arman'ın kızı, kocası, dubaisi ve kukusunu okumak, görmek, duymak bilmek istemiyorummmmmmmm.


Rihanna' nın furturistik saç tıraşlarını törkish gay pop starlarda görmek istemiyorum. ( cok lazımsa jamie dornan'ın saç sakal hertürlü tıraşını gay camiası ve ben included çok seviyoruz.)


Victoria's Secrettaki karıların en azından yarısı kadar bacak boyum olsun istiyorum. Ki bu noel babadan yegane isteğim 30 milyon senin olsun kafamı geyiğe, ayağımı kızağa bağla beni çekiştir..


Ertuğrul Özkök'ün gurmemsi, vedat milorumsu, evliya çelebimsi yazılarını artık görmek istemiyorum dicektimki bu dileğim gerçekleşti galiba...


Asaf Savaş Akat'a iki tokat patlatıp 1000 senedir ekonomi konuşuyosun millet acından öldü buna bi önerin varsa konuş yoksa artık bi sus be adam demek istiyorum..


Cengiz Çandar'a 2 yumurtada ben atmak istiyorum..


Zengin Koca bulup boş boş gezip, botoks yaptırıp, pilates dvdsi çıkarmak istiyorum.


Royal Tenenbaums beni evlat edinsin istiyorum.


Dünyanın en iyi şarkısı ödülünü No Suprises'a vermek istiyorum yada This Mess We're in de mümkün.


Halen Harry Potter sevmek, izlemek, okumak istemiyorum.


İçinde ''C'' harfi olsun olmasın mütemadiyen her kelimeyi cue cuuuue cieee diye vurgulayan diksiyon addict haber spikerlerine uçan tekme atmak istiyorum.


Bir tane daha gerçek veya çakma Marmaris Büfe görmek istemiyorum.


İstinye Parkta görüldü haberi görmek istemiyorum.


Kasırgalara artık abdülhamit, osman, fatih gibi osmanlı erkeği isimleri verilsin istiyorum.


Sarı röfleli, ugg giyen, raynacı karı görmek istemiyorum.


Erkekliği bi kız fazla götürmek sanıp utanmadan bide gaylere dil uzatan homofobik, beyinsiz, kromatik erkeklerden hala nefret ediyorum.


Erkekliği bi kız fazla götürmek sanıp gaylere dil uzatmayan, beyinsiz, kromatik erkeklerdende hala nefret ediyorum.


Kitap, gazete vs. okumayıp otu boku googleyıp ahkam kesen tiplerle muhattap bile olmak istemiyorum.


Yaptıklarının veya söylediklerinin arkasında durmaktan korkan insanları hala ciddiye almıyorum.



Merkür artık lütfen gerilemesin istiyorum.


2010 a geldik artık bi uzay aracıyla tranportasyonumu sağlansın istiyorum.


Demekki senin aşk boş bir laftı, dilinden düşüpte kırıldı, toz penpe hayalleri vardı, penpesi gitti tozu kaldı lyriclerini ben yazmış olmayı çok isterdim fekat olamadı.. Lakin 2010da; oh defoldun gittin, sensiz çok mutluyum allah belanı verecek rezil herif kahrol geber içerikli bi tane patlatmak istiyorum.


Youtube artık açılsın istemiyorum zaten başabakan bile girebiliyomuş oo yüzden hiç gerek yok, hatta facebok, twitter, messenger, bloggerda kapansın istiyorumki; Ktunnel Vtunnel Hetunnel sikko tunnelin hepsine nur yağsın.


Millete at ve eşşek eti yedirenlere okunmamış domuz eti yedirmek istiyorum.


Lazca resmi dil olsun, okullarda lazca eğitim verilsin istiyorum diye ayaklanma başlatıp sınırsız ifade özgürlüğüm var diye bas bas bağarmak istiyorum, demokrasinin böylesine bayılıyorum.



Artık bari bu yaz bari Kırım Kongo Kanamalı hortlamasında dağ, bayır, ova, viyadük, delta, alüvyon, gezim istiyorum. Hakkaten o göt kadar kenenin yaptığı katliama bak, götü yere yakından korkucaksın diye boşuna dememişler..

Geçen seneki Amerika başkanına verilebildiyse bu seneki nobel barış ödülüde Modern Warfare 'e verilsin istiyorum.



Victor veyahut Rolf en olmadı Alber Elbazla evlenmek istiyorum.


Telefonumun ve laptopımın ŞARZI hiç bitmesin istiyorum. Telefon faturamı ödemeyince içeri dışarı hiçbi aramaya kapanmasın yada biri bana jest yapıp gidip açtırsın istiyorum özellikle şu saniye itibariyle bu en priority isteğim:) Bunu yapanın bir sene boyunca kapısında tasmayla bekleyeceğime şerefim ve namusum üzerine yemin içiyorum.



Suç ve Cezayı 3. kere okuyup buhran geçirip akıl hastanesinde bi süre takılıp,çıktıktan sonra küçük ve bakir bi kasabada, puslu ve ağıııır bi havada, four seasons winter eşliğinde, Nuri Bilge Ceylan filmi karakteri gibi yaşamak kesinlikle istemiyorum.


Sigara paketlerindeki fotoğraflı uyarıların ne boka hizmet ediceğini istatistiki olarak bir an önce görmek istiyorum.


Meteroloji tahminleri bi kerede tutsun istiyorum. Aksi takdirde devletin, yegane inancım olduğu tek kaleside devrilmiş olucak.


Bu sene bitane Michel Gondry, bitane Sofiia Coppola, bitane Charlie Kaufman, bitane Woddy Allen filmi daha izlemek istiyorum.


Orhan Pamuk yiyosa gelip Türk gazete, tv, dergi vs. lerine demeç versin istiyorum.


Kadınlar için keşfedilen ERKEKLER GİBİ AYAKTA İŞEME HUNİSİNİ bitek benmi denedim, bu konu aydınlansın istiyorum.



Başak burçları bu sene % 99.9 evleniyomuş, mümkünse hepinizden ricam tam altın veya beşi biyerdeden aşağı birşey istemiyorum.



30 milyonda  % 99.9 başak burcu birisine çıkıcakmış, hala bilet almadım ama o kişi kesinlikle ben olmak istiyorum.


Herkese Have a very nice & very drunk new years eve diliyorum.


EN ÜSTTEKİ FOTOYA TIKLAYIN SÜPRİZ VAR!!

Wednesday, November 25, 2009

mesleki öbzervasyon Chapter-2






Meslek seçkisi köşesinden hepinize merhabağ gençlik. Bugün süperego altında ezilmemiş, kendisiyle son derece barışık, MÜTEVAĞZI bi insan olduğumu kanıtlamak amacıyla Av. modeline deyineceğim. Sonraki yazılarda linç edilmemek uğruna yusufça bir edayla iğne ve çuvaldızı kendi grubum işçi ve emekçi profiline batıracağım.


İlk mezunu olarak lise sonda mef schoolsta tiki tiki barbor & angel ikilisiyle giderkene, her meslekten başarılı insanlar, kendi iş hayatlarıyla ilgili engin tecrübelerini biz kararsız genç beyinlerle paylaşmaya gelmişlerdi. Ben o sıralar uluslarası ilişkilerle, işletme arasında, ikisininde ne boka yaradığını bilmez bi şekilde sıkışıp kalmıştımki allah razı olsun hatırlamıyorum kimdi ama meslek sahibi yüce bir insanın olduğu muhakkak; ''Türkiyede uluslarası ilişkiler okursan kaymakam olursun''' vecizesiyle suratıma en allengillisinden bi osmanlı şamarı yemiş gibi olup direk bu seçeneği tarihin tozlu sahifelerine gömmüştüm. Diğer seçim olan işletme sektörü zaten yılda yaklaşık 666666666 trilyon genç yazdığı için bide ben musallat olmim gençlerin ayağını kaydirmim diyerekten elemiştim. Zaten ne işletiliyo onu hala çözebilmiş değilim,  nitekim şu yaşıma kadar halen işletme mezunu bir işletmeciyle tanışma şerefine nail olamadım. Nese yine konuyu amacından sapıttırmiyim, yerken, içerken yürürken ve hatta uyurken bulduğum hertürlü kitap, dergi, gazete, şampuan arkası, ilaç prospektüsü, tv kullanım talimatı vs. vs. okuduğum vede saolsun canım babam sayesinde de Karl Marks efektli komünist bir etkiyle tımarlandığım için, devletime ve milletime (bu anlı şanlı türk bayrağına hey heyyyy, vatan tektir bölünmez!!!) nasıl hizmet edebileceğimi düşündüm ve adalet milletin bel kemiğidir diyerekten yüce türk yargısına hizmet etmekte karar kıldım.




Av. grubu insan profiline bu kutsi meslek genelde paşa dede hazretlerinden miras kalmış, mezun olduğu anda kıçını oturtucak koltuğu hazırdır. Göbek kordunu kesilirken gideceği üniversite belli, pipisi kesilirken staj yapacağı yazaanede cv sine işlenmiştir.  Hakim dede - savcı baba, avukat ana- yargıç baba, attorney teyze-legal consultant amcaoğlu olmanın verdiği gazla kendini, sanki 35 tane müvekkili varmış edasıyla lacileri çekmiş, elinde laptop çantası eskisi yağmurluk kumaşından aşağılık bir dosya çantasıyla hukuk fakültesinin devhaasa kapısında bulur. Aslında 1 sene hukuk dili eğitimi verilmesi gerekirken, hazırlıkta 4 sene boyunca 1 kere ( aman pardon devletler genel) bile kullanmayacağı ingilizce eğitimiyle donanır. (tabi biz zengin insanlar kolej köşelerinde orta hazırlıktan beri ingilizce öğrendiğimiz için hazırlığı atlarız). Nese efendim büyük gün gelir ve okulun içindeki kitapçıda 350 tonluk eşşek ölüsü gibi kafam kadar borçlar kitabını gördüğü anda hayatı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden kayar gider.Yargıç babaya bildiği bütün edepsiz küfürler edilir ama artık çok geçtir o fakülte s.ke s.ke B-İ-T-E-C-E-K-T-İ-R! 


Gidilen fakülte istanbul, marmara vs gibi devlet güvenceliyse aman ne ağla çok akıllısın ama ben ve yoldaşlarım gibi özel üniversiteye gidiyorsanız CHARLES MANSON'I İPTEN KURTARSANIZDA, O BABA PARASIYLA OLUNAN AVUKAT DAMGASI üstünüzden kalkmaz. Hemen bu noktada pisleşicem sayın seyirciler BRE devlet okulu mezun Av noktalar; siz 100 kişilik anfilerde araştırma görevlisi belki canı isterde gelirse 2 kelam hukuk öğrenip, kitap kanun açık beleşe sınav geçerken, biz bizzat himselves Uğur Alacakaptan dan, Duygun Yarsuvattan aldığımız engin hukuk bilgisiyle kanırta kanırta sınıf geçmeye çabalıyoduk. Herneyse kalp kırmayalım tamda bayram arifesinde. Ancak şuda acı bir gerçekki cidden çıtçıt sarı saç; luis vuitton murakami çanta, mini cooper veya reynnnç rovaaahhlar yer yer 75 iq arasında ilim öğrenicem diye yaşadığım travmayı anlatsam dağ olur, yağar. Nese işin mutfağı 3 paragraftan sona heralde gözünüzde canlanmıştır herhal, artık oldum ben levelına geçis yapıyorum.




Fakülte biter, o zarzor alınan allahın cezası tiploma ele alınır. Tamda bir oh çekip rahat rahat İyiki doğdum gördünmü ben avukat oldum dicekken kaçınılmaz stajyer avukat damgası alnınıza namus lekesi gibi yapışır.  HAHAHA insanın ömrü hayatında görebileceği en büyük zulüm, psikolojik işkence ve kötü muamele, itme, kakma, aşağılama dolu bir 1 sene kapınıza dayanır.( biri hariç bütün yanında staj yaptığım yüce avukatlara sesleniyorum Fredy Kruger yanınızda Victorias Secret meleği gibi kalır.) Hukuğa hizmet eden insanların kendilerinden sonra gelicek olan meslektaş çömezlerine attığı en büyük kazık olarak avukatlık kanunu uyarınca bu stajyer zavallı bir sene boyunca sikörtasız, parasız, pulsuz, aç susuz ırgat gibi çalıştırılır, mütercim tercümanlık mezunu zahir destan gibi sözleşmeler çevriltiliretinden kemer ve ayyakabı sütünden karamelli firappaçino yapılır. Neyse bu engelde aşılıp Av. olunduktan sonra yalan rıya, müvekkil kazıklama dolu yıllar başlar. Dava ücreti, masraf harç vs denerekten size 2 gram adalet dilenmeye gelen insannar kerizlenir babam kerizlenir. ( patron o aldığı trilyonluk masraftan asla yanındaki işçisi emekçisine koklatmadığı için allah bana ben sana edasıyla 1 tebligat yerine 5, 10 dosya yerine 20, taksi fişi getirip aslında toplu taşımada helak olup, rüşvet verdim diyip 88 katı kadar masraf yazıp patron müvekkili, ben patronu şeklinde bir titan saadet zinciri oluşturulur.) O duruşmalara ha babam mazaret dilekçesi konur, ücret alınır dava açılmaz, adalet geç işliyo diyip yaptığın meslek boklanır, o paralar afiyetle mohito ve hamak eşliğinde çatır çatır yenirken, yavrum garibim müvekkilerde keko gibi çıktı çıkacak karar diye karalar bağlar. Tabi her insan mükemmel olmadığı gibi her avukatta iyi olmuyor. Ben böle diilim bana gelin:)


Ohannes çok uzatmışım, kıssadan hisse kendi mesleğimi iredeleyerek sizlere küçük bir tip veriyorum aman avukata işiniz düşerse gözünüzü dört açın, yannız LÜTFEN DOKTORLARA YAPILAN AMAN DOKTUR BEY KIÇIM AĞRIYO ÖLCEKMİYİM, KOLUM ÇEKTİRİO KANSERMİYİM muamelesini bize yapmayın ARKADAŞIM HERBOKU SORUYOSUNUZ EEE PARA DİYİNCE NİYE TIK YOK. MONEY TALKS VALLA BELEŞE AZIMI AÇMİCAM BUNDAN GAYRIII!


Neyse artık kalemimi kırıyor hepinize esenlikler diliyorum....


Tuesday, November 24, 2009

''I am Çakbas''



Bunca yıldır jujulu jeromlu premiers baisers'den, ters üçgen vücudundan hiç çıkmayan beyaz atletiyle californian inşaat amelesi ryan lı O.C'ye ,dallastan 90210'a, couplingi, weedsi lostu izlemediğim shows, series, mini series etc. kalmadı amma velakin ömrü hayatımda bir karakterle bu kadar bütünleşen bir isim daha duymadım, görmedim. Bu uppereastside ikametgahlı, çok afedersiniz büyük abdeste çıksa gani gani dolar sı..cak cassanova o ismin hakkını sonuna kadar veriyor.



Kayseri kütüklü ilgisiz sanayici baba Bart Bass,  oğlu yavru ÇAKBASına anasız büyümenin vereceği ilgi & sevgi handikapını yaşatmamak uğruna, onu yazları hamptons sahil şeridinde havuzlu, cakuzili, hot tublı malikanelerde, kışları new yorkta limolu şöförlü tam teşşekkülü okullarda öteleyip durmuştur. Bu sebepledir ki, ana baba sevgisi yerine dolarla tımarlanan ÇAKBAS, şeytanın vücut bulmuş hali olarak uppereastside da 3 ileri bi geri volta atmaktadır.



O bastardın sözlük anlamı, egosantrik playboy, giydiği skini pantelon üstüne kırmızısı beyazı dapraracık tek düğme ceketler, kısacık şortlar, en harbicisinden süveterlerle worldwide bi hayran kitlesine sahip..Birinci sezonun sonuna kadar uppereastsider nuri alçosu gibi salınan ergen çakbas, en iyi arkadaşı N.'nin sevgilisi B.'ye göz koyduğundan beri, duygusuz bilyoner, tecavuzcu çoşkun imajından biraz sıyrılıp, paramla rezil olduma doğru yol almıştır. ÇAK B'ye aşkından emoya bağlasada, yine 2 çift sevgi lafı BASAMAMIŞ, basireti bağlanmıştır.  Ancak British aksanlı, paralı, klassy ,sex & money addict jiks bünye, duygusal zeka özelliğiyle updatelenince bütün kadın cinsinin azının suyunu tetiklemiştir.Hani o hamptonsta kızarmış tavuk götü gibi sinekkaydı suratına, darbeli matkap bi gülümseme takınıp i am çakbas diyo ya, x.o.x.o diyerekten suratına yapışası geliyo insanın.Neyse uykudan göz kapaklarımın hissedilen ağırlığı takribi 90 kilo oldu si ya!


SORU: nedense gece yazdığım hiçbi yazıya photo upload edemiyorum. surekli bi failizasyon sıkıntısı yaşıyorum bu sorunuda aşabilsem, elimden bi tutan olsa aslında bi ışık var bende. nese bu yazı dünden kalma gündüz gündüz bu kadar acayip bi kafada olamıyorum haliyle. si ya again!