Saturday, September 17, 2011

Find your fucking inner peace


              
                                   AFRODİT GİBİ KARIYIM YEMİNLEN!


Dün akşamki aşırı derecede hipster, ileri düzeyde entellektüel, ultra mega beleşçi  fekat zavallı şekilde portakal suyu ikramlı bir Bienal partisinden sonra, yaydım götü misler gibi embesil türk dizileri tekrarı izlerkene, evde de çenemi dinleyecek kimse olmamasından sebep napim madem bilog yazayım dedim. Umarım, sanırsam ve korkacağım iyi etmişimdir.

Perşembe günü biyolojik olarak 13, zeka olarak 5, resmi olarak 29'uma ayak bastım. Büyüdüm, eşşek kadar oldum diyemesem de, itinayla saklayıp hiç kimselere belli etmesem de; beyin loblarımda ucundan kıyısından çok tizden bir açılma hissettim yemin billah. Hani hiç öyle ''Büyük sıçtım, evde kaldım, amanın yandım Ali'm, ayda 80 bin TL kazanıyorum, takribi 3 seneye işi bırakıp boz ayı fotoğrafları çekeceğim'' olmadım...'' Artık daha karakterli bir karı olup ''Hiçbir sik değilim ama KENDİM'i on numara pazarlıyayım, herkesi yüzüme güldüreyim ama arkamdan ana bacı düz gittireyim.''????? onu da olmadım...'' Atomu parçalarım ama erkekleri değiştiremem, beni göklere çıkaranı bulucam ( AMEN), beni seviyorsa gelir eğer gelmiyorsa zaten hiç benim olmamıştır staylaa takılacağım.'' hiç olmadım.

KENDİM OLDUM ve KENDİM'i  A SERIES OF UNIDENTIFIED & FORTUNATE EVENTS'in içine attım. Şöylekine; Birazıcık daha rol yapıp, kendimi azıcık daha proper gösterip, bir iki aycık daha ''sen ağzımın orta yerine sıçsan bile ben burdayım bebeğim'' davransam gayet evlenebileceğim adamı KENDİM bıraktım...Herkesin çok bir bok sandığı  ve doğru dürüst para kazandığım bir mesleğim varken KENDİ isteğimin peşinden koştum... Herkes tarafından konu hakkında bir bok bilmeyen bir insan olarak, yerin dibine sokulacağımı bilerek ve siklemeyerek, gittim reklam ajasında ben yazar olacam yaaaaaaa diye KENDİM'i damızlık eşşekler gibi ortaya attım. Bunları kronolojik sıra içerisinde yaparken arada bileklerimi kesesim geldi, arada boğazıma halatlar dolandı, ağlama duvarına tek gidiş bilet alıp anıra anıra ağlayasım da geldim ama bir kere KENDİ KENDİM'i mutsuz etmedim, insanlara hayatı dar etmedim. KENDİM'i çok beğeniyorum sanmayın KENDİ KENDİM' e sürekli ''ne cüce, çenesi düşük, ruh hastası, lanet bi karıyım... Ben de gösterip ama vermeyen, incilerini dökmeyen, Ahmet'e elverip Mehmet'e göt veren ama bütün kahve ahalisi tarafından Türkan Şoray kadar prensip sahibi bir karı niye olamıyorum deiyorum hep.  Ama sonra bu modelin zaten yapılmışı var ya olum panik yooook! senin hala olurun var.'' diyorum...

Bunları böyle mal mal yazmadım heralde bi havuç var işin ucunda! siz belki kapamadınız ben söylim; karakterli ve cool olalım derken insanlıktan çıkıp korkak embesiller gibi davranıyoruz ya; iyi bir şey bulduğumuz zaman korkup altımıza sıçarak kaçıyoruz ya, terk edildikten sonra mal mal foto uploadları ve hıyar hıyar tweetlerle KENDİMİZE'e ultra güvenli ve siklemez görünmeye çalışıyoruz ya; bunlar aynanın göt yüzü. Bir de o götün yiyemediği,  aynı boku bin defa yiyip, üstüne 2 bira çekip ''Koymuşum götüne dünyanın sonu mu? yine yaparım daha beter sıçarım ''dediğin bir yüzü var ki onu yaptığın anda ''ULAN AZ DAHA ÇALIŞSAM KURANIN ŞİFRESİNİ BİLEM ÇÖZER, AYA AYAK BASAR, ORDAN MARSTAKİ SUDA YIKANIR, CERN'E BRIEF VERMEYE GİDERİM BEN'' diyosun.

Özetle DELİ DİYORLAR BANA DESİNLER DEĞİŞEMEM, DESİNLER DEĞİŞEMEM, DESİNLER DEĞİŞEMEĞĞĞMM...

Wednesday, August 3, 2011

Am'a Am'a Am'a


The photo ebove cuk oturdu yemin billah!

Geçenlerde bir tweet görmüştüm; ''Kızlar; bizim abla, cicim, bebişim diye konuşmamız  hoşunuza gidermiydi? O zaman bırakın şu abi, hacı, panpa konuşmalarını'' diye. Valla açıkcası 30 yaşına gelip,  hatta antropoza 2 kala; am am am am demelerinden çok daha siviti bir hareket olabilir o tarz konuşmaları.

Boru değil yıl 2011 oldu internetten karı pornosu indirmek sudan ucuz; iphoneda kamasutra aplikasyonları tavan yapmış; bu erkek milleti karıya doyamadı arkadaş! 13 yaşında filankene bayılırdım bi çocuk beğeneyim, o da beni beğensin ama benden başka 48 tane karıya daha yazsın, depresyona gireyim ağlıyayım zırlayayım bileklerimi keseyim.  Hatta arkadam leşo leşo konuşsun; ama bunu bana aşık olduğu için yaptı sanacak kadar beyin lobları tıkalı bi karı olayım, yetmesin üstüne Sezen Aksu dinleyip iyice nevrotik bir embesil olayım. Yetmesin pasiflora şatları çakim ve hatta...

HAYATIMBİRFİLMŞERİDİGİBİGEÇSİNGÖZLERİMİNÖNÜNDEN

Şu an itibariyle biri yanımda am dediği zaman gerçekten irritasyondan taşikardi filan geçirip, ordan şeker komasına bağlayıp, hipertansiyonla zirve yapıyorum resmen...

Artık biz karı milletinin götünde o don durmuyor ne yazık ki. Cidden bu amsalaklık üstüne master hatta doktora yapmayı düşünüyorum. Mesela benim kadar ultra zeki, mega güzel, dev şeker bir karıyla deyte çıkan herif; ertesi günü nasıl diplerinden siyahlar zortlamış, votka redbull içip demet akalın şarkısında çakmak sallayan, azami zeka seviyesine fizan kadar uzak bi karıya yazabilir. 

Bu yazdığımı kesinlikle hiçbir erkek modeli anlamadı biliyorum. O yüzden daha açık bir örneklen zenginleştirmek istiyorum;

Mesela ben Benicio Del Toro ile deyt ediyorum; akşam beni Cipriani'ye roze içip, havyar yemeye götürüyor. Canımız sıkılıyor şilebimize atlayıp St. Barths'a gidiyoruz felan.

Sonra onun götüne tekmeyi koyuyorum ve İsmail YK'ya aşık oluyorum; beni akşam lahmacuna sarılı içli köfte ile portakallı oralet içmeye götürüyor; sabah kahvaltıya Lucca'ya; akşam tisko diye Zortie'ye gidecek kadar amele ötesi bir hayatımız var; bana doğum günü hediyesi kafam kadar damalı Luiz Vidon alıyor felan.

Bu size itici gelirmiydi? Ya da benden sonra bunla nöööörüyo bu kız dermiydiniz? Eğer hayırsa; yalvarıyorum oksijenimden yemeyin, tası tarağı toplayın gidin.

Eğer evetse; Hilal Cebeci ayarı karılara, otlak görmüş danalar gibi yamanmayın.Ya da yapın ama bari bi standartı yakalayın hem emmeye hem gömmeye nereye kadar?

Hayır yapın yapmayın demiyorum ama ergenken hobi olarak yapın şu amsalaklığı. 

P.S. I Heart You: Ramazan'da açığız panpişlerim...

Thursday, June 16, 2011

... Ultra, Mega, Dev, Ekol Romantik Bir Bayanım

Bir kitap okuyorum inşallah kafayı sıyırmam, adını söylemicem tabii ki de:) bilenle evlenicem direk!

Seni ararım; bulursam, ne iyi; bulamazsam da, ne yapalım bulamamışımdır.

Şöyle bir ikilem yaşıyorum: Seni bütünüyle kendime istiyorum; ama senin özgür olmanı, bağımsız olmanı da istiyorum; ama senin özgür olmanı, bağımsız olmanı da istiyorum... bana bağlı olmanı; ama benden bağımsız olmanı...

Bunlar bağdaştırması olanaksız şeyler mi?  Çok zor; Her birimiz ötekine tanıdığı ilişki uzamında yalnızca ona yer tanır, başka ilişkleri oraya sokmazsa, bağlılık sağlanır; öte yandan, o ilişki uzamı, her birimizin toplam yaşamında, başka ilişkilerimizi tabii ki etkileyecektir, ama onları belirlemez ya da yutmaya, bütün yaşam uzamımızı kaplamaya çalışmazsa, bağımsızlık da sağlanabilir.

Çok mu dolambaçlı söylediklerim?

Gerçeklerin hayal yanları; sanki, olanaksız; gerçek olamayacak yanları ilgilendiriyor beni hep; hayaller gerçeklerden daha değerli oluyor benim için.

Hep, hala çok yalın, basit ölçülerle bakıyorum yaşama: doğru-yanlış-haksız-değerli-değersiz... Belli noktalarda saçma olduğu ortaya çıkan ölçüler. Peki bu geleneksel ölçüler ile, devrimci özgürlük anlayaşını nasıl bağdaştıryorsun, hemşerim?

Önemli olan kişinin duygularını tam olarak bilmesi değil, onları denerim altında tutabilmesidir... Ama bunun için de onları tam olarak bilmesi gereklidir: İki yanlı olanaksızlık! 

Nedense çok Synecdoche New York ruh hali yarattı bende, bayıldım o ayrı... 

Iyy hiç benlik omamış bu yazı.. Neyse ki kişilik bölünmesi sıkıntılı bir insan olduğum için pek garip durmaz!

Monday, June 13, 2011

Her 2 kişiden 1'i, yani her mahalleden 100 kişi toplasan 0


Benim babam Toyota gibi adam değildir pek, hatta fiziken daha çok Vosvos gibi abi diyebiliriz; ama kafa biraz basan cinsindendir '' Atatürk mezardan çıksa padişahımız karşısında alacağı oy taş çatlasa %30' dur ona göre kullan oyunu.'' demişti bana ki saat 20.00 sularında resmi olarak boyumun ölçüsünü aldım! Boyumun1.50'den hallice semalarında olduğunu da düşünürsek; adam yemin billah haklı çıktı!

Oturup adam akıllı Osmanlı'dan bu yana Türk siyasi tarihini birazcık karıştırsak zaten Kurtuluş Savaşı'nın biraz öncesi ve birkaç sene sonrası hariç ( O da Atamızın itelemesiyle zaten. Resmen hayalmiş gerçek olmuş, tabiki yine hayal olarak elinizden öper! ) Türkiye'nin hiçbir zaman sosyalist zihniyette bir ülke olamadığını görürdük. Seçimden bir hafta önce ''Atatürk devrimleri damdan düşme yapmıştır; zorla kafamızdaki fesleri çıkarmış; ana dilimizi zorla değiştirmiştir'' diye köşe yazısı yazılabilen kafada bir ülkede heralde BU SEFER BAŞKA olacağını düşünmüyorduk hiçbirimiz. Ana muhalefet büyük yara aldı; doğru dürüst muhalefet yok diyip duruyor herkes... Sosyal devlet kafalarında parti, bu kadar man kafa bir ülkede, orta direk, ana sağ, muhafazakar, molla, yeşil sermaye, ÇILGIN bir partiye karşı muhalefette! Bu yaşımda gerçekten  ATOMU BÖLECEK KUDRETİ KENDİMDE BULUYORUM DA; BİLGİ SAHİBİ OLMADAN FİKİR SAHİBİ OLAN AZİZ MİLLETİMİN VATANDAŞLARININ ZİHNİYETİNİ DEĞİŞTİRECEK KUDRETİ KENDİMDE BULAMIYORUM... 
 For ex:
''Ayy Kemal Kılıçdaroğlu çok ezik ya halka seslenemiyor, konuşmaları zayıf''.
-Neyi eksik mesela ne dese?
- Hmmmmmmm ya ben Kaaaalyon'da Avatar üstü Sushico yiyodum, o arayı kaçırmışım panpa!

Padişahım 31. Tayyiban balkondan ahaliye seslenirken  üstadı Turgut Bey'e ne güzel selamı çaktı!

Biz hala ''Atatürk 1, Turgut Bey 2, Padişahım 3 '' denilen bir ülkede oy verdik. Biz hala oy oranı arttı ama çıkardığı milletvekili azaldı???!!??? nın mümkün olduğu bir seçim sisteminde oy verdik Biz hala bize ana avrat düz giden bir adama, adam işini biliyor halka hitap edebiliyor denen; biz hala hali hazırdaki maaşımızdan kesilmesine, torunumuzun torununun rızkından yenmesine rağmen, aa artık hastaneye gidiyoruz ama para vermiyoruz diye düşünülen bir ülkede oy verdik! Biz, boğaz olan bir şehre atgötten yeni bir boğaz türetilebilen, bunu da çılgın proce diye bize yedirebilen insanların Başbakan olabildiği bir ülkede oy verdik! Valla bacım benim adım hıdır elimden gelen de budır!

P.S I Heart You:  He bi de bugün Bebek Parkı'ndaki çimlerde, mis gibi denize nağzır, djarum black eşliğinde kahve içerken saçlarımdan rüzgar süzüldü ya; bi de AKASYA DURAĞI ARTIK BİTİYORMUŞ YA; OHHHH çektim..Ben de böyle küçük şeylerden mutlu oluyorum; DARISI  9999999. bölümde EVERYBODY HATES RAYMOND'ın başına!!!

Tuesday, June 7, 2011

Venüs vs. Mars

Haftasonu Çılgın Bebek Fest'e aktık kankxxxx; Götümün dibi madem görmemişlik olmasın diye görmemişliğin böğrüne gittik. Alorhan Danzz in da house eşliğinde, elinde çıt çıt çıt BBM no 98888888 üzerinden çet yaparaktan ( herkes ona bakıyor ya o kimseyi sallamıyo çok kuul hesabı!?) '' Ya Batucan burası aşırı bir crowd felan yaneeeeee biz Big Chef's e doğru rüzgara kapılıcaz panpa!''

Bu arada Beşiktaş Belediyesi'nin sadece mesaj atmakta değil seyyar satıcıları da engellemekte istikrarlı olduğunu gördük. Yürürken dilim damağımla bir oldu bir damla su bulamadık. Resmen ağzım tükrük salgılasın diye damla sakız çiğnedim oda sol üst dudağıma yapıştı kaldı! Allahtan Lucca var da satsumaları ezdik be!



Neyse bu kadar janjanlı muhabbet yeter. Anti feminist bir karı olaraktan gerçekten ERKEKLER MARSTAN, KADINLAR VENÜSTEN favourite quotesinin altına imzamı atarım gençler.

Mesela biz Venüslü'ler ne kadar yüreğimizin götürdüğü yere gidiyorsak, Marslı'lar pipisinin dikine gidiyor.

Biz Venüslü'ler  yaşadığımız her boka mutlaka bir isim takmak veya taktırmak için bir tarafımızı yırtıyorsak, Marslı'lar için her zaman; ''BELİRSİZLİK IS BLISS'' bacım.

Biz Venüslü'ler ne kadar karmaşık, lahana gibi katmer katmer ayır herif seviyorsak, Marslı'lar bul karoyu al parayı karı seviyorlar, çöpsüz üzüm olsun bizim olsun!

Biz Venüslü'ler, ne kadar ay acayip rafine zevkleri var yaa en son Vuze'den 10 tane independent film indirdik çok Kitsch çok aşığım dersek; Marslı'lar genelde aynı bu özellikteki karıları sevdiğini söyleyip, dışı gotik içi manikürcü karılara giderler.

Biz Venüslü'ler ultra zeki olduğu için herşeye mutlaka mantıklı mantıksız bir cevap arar arar arar, dadanır dadanır, bunaltır, gebertirse;  Marslı'lar hep bu sıralarda dut yemiş bülbül kesilir.

Biz Venüslüler her zaman niye beni beyenmiyor, BENİM NİYE ÇİKOLATAM YOK? BENİM NİYE PÜSKEVİTİM YOK? diye soraaaaaar durur kendi kendine ve 40 other Venüslü'ye; Marslılar altında taksi sarısı, Doğan görünümlü, Anadol ruhlu, içi mavi florhasan ışıklı, aynasında cd asılı, Yurtseven Kardeşler çalan bir Şahin kullanıyor olsalar bile; giderim alayına kankaaaaaa derler ulu ortaya! (ah be abi)

Biz Venüslü'lerin aşkından endoplasmik retikulumlarında kelebekler uçuşurken; Marslı'lar takılıyoruz abi yemişim aşkını derler...

Biz Venüslü'ler ne kadar Mars'lıları aman paşam iyisin hoşsun diye şakşaklarsak; Marslı'lar Venüslü'leri iyice gerizekalı belliyor... Ez babam ez!

Venüslü'ler ne kadar Justin Bieber'ı hayvan gibi beğendiklerini söylemekten kaçıyorsak; Marslı'ların da aynı şekilde, Hadise beni de ''Stir me up''sa diye ağzından salyalar damlar.

Venüslü'ler her ne kadar beyaz yakalı, sevdiği ama aşık olmadığı, mantıklı ama tutkusuz, helal süt emmiş bir delikanlıyla ışık hızından da hızlı nikah masasına oturmak istiyorsa; Marslı'lar 45 yaşında 20 lik çıtır alıcam zekasında oldukları için; Çırağan Sarayı'ndaki o düğünden, hiç sahip olamayacakları bir Ferrari'yle kaçmak isterler.

Venüslü'ler o Marslılar'ın asla farketmeyeceği 3-5 kiloyu vericem diye yemek yemezler, güzel görünüceğim diye saçlarını sürekli boyatırlar; Ama o sırada Marslı'lar diğer Marslılarla Play Station oynarken, bira göbeklerini büyütüp, oh be YAŞASIN VENÜS'SÜZ HAYAT! demekle meşguldürler.

Ben sanırım hiç Venüs'lü olamadım, Mars'lıyı da sevemedim. Ben, her hangi bir yerde deniz kokusu eşliğinde rakı içmekten, 20 sene önce en sevdiği şarkıyı hatırladığı andan, dedesinin bahçesinde cıpıldak ayakla dut toplamaktan, herhangi birine benim bildiğim ama onun bilmediği bir şeyi anlatmaktan yada herhangi birinin bana bilmediğim bir şeyi anlatmasından, her türlü genelleme karşıtlığından, ha bir de bi zahmet beni tanımak için çabalayan insanlarla olmaktan mutlu oluyorum.. OOOHH that's very sweet of mine.

Cidden mutlu olmak ne bir sevgili bulmakta, ne çok para kazanmakta, ne evlenmekte, ne ayrılmakta, ne aypot, pet, fonda, ne her hangi bir beygir araba almakta. Ne Venüs'lüde ne Mars'lıda İÇİMİZDE!

P.S. I HEART YOU: Bu reklam camiası beni çok değiştirdi. Avukatkene daha rahat yazıyordum; noktalamaya, imlaya uyuzluğuna dikkat etmiyordum. Şimdi ürkek bir sokak kedisi misali, yusuf yusuf yazıp siliyorum felan.

Friday, April 29, 2011

01.2023




Şu an cümleten Back to the Future Part II'da, J. Fox'un 2015 oha uzay diye gittiği yere sadece dört seneyiz. 2011 kıyamet değilse zaten 2012'den iş çıkmaz, belli ki 2023'ü görücez. 

01. 2023, Istanbul; doğu, batı ve orta olmak üzere üç kıtaya bölünmüş. Ben tabiiki de batıda; Türkiye'nin en doğusundan (pek sanmıyorum ama inşallah hala Türkiye'ye ait kalır.) Istanbul'a zorla getirilen kapkaççı ve torbacı kardeşlerimle aynı kıtadayım! Sabah işe gitmek için hazırlanıyorum; duş aldım, giyindim, kıpkırmızı ruj, takma kirpik, on numara makyaj yaptım. Tam kapıdan çıkacağım, türban/başörtüsü/bone etc. herneyse onu takmayı unutmuşum. (Makyajsız olmuyo bu melet. Yeter ki, saçındaki iki kıl hariç her yerin dikkat çeksin.) Aslında hiç önemli değil ama başbakanımız!!!!! Çok pardon devlet başkanımız öyle buyurdu si.e si.e takıcaz!

Taksim'e doğru yürüyorum içim içime sığmıyor. AKM yıkılılalı yıllaaaaaar olmuş. Nihayet yerine cami görünümlü nükleer santral yapılmış. Oh be! Hafta sonları beleşe tüp ve çakmak doldurmaya gidebileceğimiz bir yer var artık. Hep televizyon hep televizyon, Nereye kadar?  Radyasyonda istediğim verimi tam olarak alamıyordum. 

Neyse işe geldim. Bütün erkek iş arkadaşlarım tıraşlarını olmuş, bademi komuş! Internetten gazete okuyacağım ama googleyamıyorum, TİB müstehcen arama sonuçları veriyor diye engellemiş. Ama allahtan sayın başbakanımız, pardon devlet başkanımız gibi bende engelli sitelere girebiliyorum. Köşe yazarlarına bakıyorum hepsi Silivri'de. Olsun orası da artık boğaz. Başbakanımız, pardon devlet başkanımız, onları boğaza götüremedi belki ama boğazı onlara getirdi. Helal koçuma! Hem artık boğazdan transatlantik geçmediği için, Bebek'den, haşemayla,  haremlik-selamlık denize bile girilebiliyor.

ÖSYMYGSKPPSALES başkanı Ali Demir, hala gerizekalının başkanı. Kuranın şifresini çözdüm diyen,  Jim Morrison'ın en kötü replikası çocukla, ultra mega dev kiriptoyu bulmaya çalışıyorlar. Kalantor başına düşen milli gelir: senelik 500000 TL. Eeee tabiki de bu genel ortalamayı yükseltiyor yani herkes zengin. Tecavüzcü erkeklerin pipisi kesiliyor, kadınlar kuma gömülüp taşlanıyor. Obeze şişko, hayat kadınına orospu, maçolara sığır, TUZLUK KARILARA ECE VAHAPOĞLU  deniyor. 

Festival, konser, sponsor filan böyle şeyler vardı gençliğimizde, en son 11 Haziran 2011'de gece 24.00'den önce +24 olduğum için içebilmiştim en son rakımı. ARTIK KAMUSAL ALANDA ALKOL YASAK, AÇILIM TARZİNGEN!! Şimdi CUMA'YI iple çekiyorum; El altından illegal aldığım rakımdan, evde Rahaaaaaaaaaaaaaatt rahaaaaaaaaaaaaaat bir yudum almak için!!  

Monday, April 25, 2011

Dev Bir Kediyim

Bir embesil olarak aylardır blog ayarlarımı yapamadım, hayatıma giren çıkan milyonlarca erkeğe sordum fekat 38 punto, kan portakalı kırmızısı, ''mahkeme kararı ile kapatılmıştır''.  zavallılığından, dev yakışıklı, ultra zeki, mega karizmatik erkeğim; alankayam tunçum kurtardı beni.

Engelleri sende kaldır siteleri ararken, İstanbul Film Festivali'nin 30. yıl anniverseryası için kendi festival hikayemi yazdım. Ohannesburger bir de birinci oldum.  ( Herkes yaz yaz dedidiği için utanarak link atıyorum. Ölsem bahsetmem. Hatta şu an 45 senelik ego depoladım bundan sonra mağarada yalnız yaşasam gam yemem.) Başka birşeyler karalamıştım ama hayatımda insan yerine sünger olduğu için toparlayamadım şu an. O arada siz beni şakşaklayın madem. Ha bir de allah için ÜLKEME İYİ BAKIN! yoksa çok pis gönül koyarım.



25
Şubat

İstanbul Film Festivali, çoçukluk, ergenlik ve erginlik olmak üzere yaklaşık 23 senedir bazen bir zorunluluk, bazen bir heyecan, bazen de bir mutluluk olarak ister istemez hayatımda.İster istemez diyorum çünkü babaları beş yaşındaki çocukları sirke, buz patenine,lunaparka götürüken benim babam bütün zırlamalarıma ve tepinmelerime direnerek ısrarla her İstanbul Film Festivali´nde günde en az iki filme beni yanında götürürdü. Film festivali olduğu zaman malum ara yok karnım acıkır, çişim gelir, uykum gelir, film zaten rusça, altyazısı ingilizce, bir de önde bi yazı daha var o türkçe ama hep cüceydim zaten göremezdim neler çektim. Çok iyi hatırlıyorum birgün Otomatik Portakal´a gitmiştik zaten başroldeki çocuğa aşkımdan ölücem ( o zamandan belliymiş yanlış seçimlerin kadınıyım), benim babam niye normal babalar gibi baklava dilimli süveter giyip pazarları kebapçı programı yapmıyor? niye beni sürekli böyle garip yerlere getiriyor diye böğürerekten ağlamıştım, annem çimdikleriyle zor kendime getirmişti.

Şimdi 28 yaşındayım şu an bütün taşlar yerine oturdu adam çok cool adammış ama tabiki de o zamanın öcünü en fantastik, en bağımsız filmlere onu da yanımda sürüyerek alıyorum. Genelde tercihim 120 dakidan aşağı olanlardan da olmuyor.